Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türk Siyaseti ve Mançoloji ?

Resim
Türk siyasetinin ve siyasi kültürünün daha zarif, ince, kibar, nazik, eğitimli, entelektüel, esnek, kucaklayıcı, insancıl, saygı/sevgi dolu, farkındalığı/duygusal zekası yüksek, sorumluluk sahibi ve sahip olduğu beşeri sermayesiyle/birikimiyle 7'den 70'e herkese rol model olabilecek figürlerden teşekkül bulabilmesinin önünü açacak, buna zemin oluşturacak; yönetişim kültürümüze/anlayışımıza yeni bir soluk, bilinç, şuur ve bakış kazandıracak katalizörlerden biri, sevgili, Barış Manço'ydu… Barış Manço gibi değerlerimiz, Türk siyasetinin ihyası, sağaltımı, etkinliği ve verimliliği için belki de birer fırsattı... Kendisinin belediye başkanlığı hayali vardı, aday da olmuştu; ancak seçimlerden önce rahatsızlandı(!) Hem rahatsızlığı hem de bağlı bulunduğu siyasi yapı ve organizasyon tarafından kendisine yapılan çeşitli baskılar ve psikolojik tacizler sebebiyle adaylıktan geri çekildiğini ilan etmek zorunda kaldı. Kendisinin Cumhurbaşkanlığı hayali de vardı. Bu arzusunun temel motiv...

''Kentte Kalın...''

Resim
Bu çalışmamızda; Hristiyan aleminin veya Siyonist Hristiyanlığın kaçırdığı, görmezden geldiği, umursamadığı ve/veya işine gelmediği (!) bir mesele üzerinde durmaya çalışacağız, sevgili dostlar... Malumunuz; yukarıda adı geçen küresel çaptaki bazı grup, oluşum, cemaat ve hatta devletler düzeyindeki çeşitli siyasi organizasyon ve kesimlerce, ''İsa'nın İkinci Gelişi'' beklenmekte. (?)  Fakat yaptığımız çalışmalarda şunu görüyoruz ki, Yeni Ahit'e (27 kitaptan oluşan Hristiyan kutsal metinlerine) göre; İsa'nın ikinci gelişinin, bu "görkemli kurtuluş gününün" yaklaşık 2000 sene önce; Yeni Ahit yazarlarından biri olan, Pavlus'un döneminde yaşanması ve insanlığın da aynı dönemde yok olması gerekirdi... (!)  Bakınız, ilgili pasajlardan biri şöyle: (Bu pasaj, Pavlus'un M.S. 50'lilerde; İsa'nın ölümünden 20 yıl sonra ? Selaniklilere yazdığı birinci mektubundan bir bölümdür.)  ''Rab'bin (İsa'nın) kendisi, bir emir çağrısıyla, ...

Mısırlı Yavrucağın Günahı Neydi ?!

Resim
Eski Ahit metinlerine yönelik yaptığımız eleştirel okumalarımızı fırsat buldukça sürdürmeye çalışıyoruz, değerli dostlar... Toplam 39 metinden oluşan bu külliyatın, şuanda 12.metninin kritiğini yapmaktayız. Bu metinlere dair şuana kadar edindiğimiz izlenim ise, bu metinlerin; yarı tarihi (hipotetik; aktarılan tarihi bilgilerin doğruluğu veya yanlışlığı tartışmalı olan...), yer yer mitik/fantastik ve hatta komik/gülünç olarak nitelendirebileceğimiz ifade ve anlatılardan teşekkül bulmuş; yine yer yer sağ duyu, akıl ve mantıktan uzak; türlü türlü tutarsızlığı ve çelişkiyi de bünyesinde barındıran metinler olduğu yönündedir. Buna küçük bir örnek verelim: İslami kültürde gördüğümüz kısasa kısas şeklindeki cezai müeyyideyi Eski Ahit metinlerinde/Yahudi kültüründe de görüyoruz. Bununla birlikte diyet/kan bedeli (mağdur tarafa ödenen maddi tazminat) olgusunu da aynı şekilde her iki kültürde müşahede etmekteyiz. Yahudi kültüründe fark şudur: İsrail Tanrısı, diyet/kan bedeli alınmasını kesinli...

İsa'nın İkinci Gelişi (Güncellenmiş Makale)

Resim
"Kudüs'ün ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki, kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır." 1.BÖLÜM: İsa ve Öğrencileri Arasında Geçen Bir Diyalog: ''Söyle bize dediler, bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak ? İsa onlara şu karşılığı verdi: 'Sakın kimse sizi saptırmasın. Bazı insanlar, 'Mesih benim' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi aldatacaklar. Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın, bunların olması gerek, ama bu bir son anlamına gelmemektedir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak, yer yer kıtlıklar, salgın hastalıklar ve depremler olacak. Bütün bunlar doğum sancılarının başlangıcıdır. İnsanoğlu'nun (İsa'nın) gelişi, Doğu'da çakıp Batı'ya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır. O günlerin sıkıntısından hemen sonra; Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek, göksel güçler sarsılacak. O zaman İnsanoğl...

''Mehir'' Meselesi

Kur'an'da geçmekte olan ''mehir'' kavramının; yani, evlilik sırasında gelin adayına veya kızın ailesine ödenen maddi veya manevi bedelin arka plânı, diğer medeniyet ve dinlerdeki yerine dair geçtiğimiz yıllarda birkaç kelâm etmiştik. İlâve edilmiş bazı bilgilerle çalışmamızın güncel halini tekrar paylaşmak isteriz. Kur'an'daki ilgili ayetlerden biri şu şekilde: ''Kadınlara mehirlerini borcunuzu öder gibi verin.'' (Kur'an/4/4) Bu ifadelerin; İslamiyet öncesi cahiliye döneminde; bir yük ve külfet olarak görüldüğü için aileleri tarafından kız çocuklarının diri diri gömüldüğü; diri diri gömülmekle kalmayıp belli bir yaşa geldiklerinde (5 ilâ 7 yaş) ebeveynleri tarafından (bu sorumluluğu özellikle baba alıyor) güzel kıyafetlerle sarıp sarmalanıp bir sosyâl etkinlik yapma vaadi ve yalanıyla bir dağın zirvesine götürülüp oradan aşağıya atılmak suretiyle öldürüldüğü bir sosyolojik iklimin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve kadınlar...

Eski Ahit'deki Tutarsızlıklar

Resim
Yaptığımız Yeni Ahit kritiği ve incelemelerinde; bu 27 adet metnin, İsa'nın ölümünden yaklaşık bir 20 ila 30 yıl sonra yazılmaya başlandığını; hatta bu yazım serüveni ve hikayesinin, İnciller özelinde M.S. 100'lü yıllara kadar da gittiğini geçmiş paylaşımlarımızda ifade etmiştik. Bununla birlikte; Yeni Ahit okumaları sırasında gözümüze çarpan bazı mantık hatalarına, çelişki ve tutarsızlıklara da vurgu yapmış, birkaç da örnek vermiştik. Bu çalışmamızı tekrar incelemek isteyenler ilgili paylaşımlarımızı ziyaret edebilirler. Yeni Ahit metinlerine yönelik yaptığımız kritiği ve eleştirel okumayı, şimdi de Eski Ahit metinleri için tatbik etmekteyiz. Eski Ahit, yani Yahudi kutsal metinlerinin toplam 39 adet kitaptan teşekkül bulduğunu, bu metinlerin ilk 5 tanesine de Tevrat, diğer bir ifadeyle Tora/Torah dendiğini ve Tevrat'ın, Yahudilerce, Musa tarafından kaleme alındığına inanıldığını hatırlattıktan sonra; bu metinlerin de, aynı Yeni Ahit'de de olduğu gibi farklı dönemler...

Pavlus ve Yeşeya

Resim
Bilim dünyasında; Yeni Ahit (Hristiyan kutsal metinlerinin) önemli bir bölümünün yazarı olarak kabul edilen Pavlus; oryantâl/İbranice ismiyle, Saul ve Batı dillerindeki karşılığıyla (Aziz) Paul, aynı zamanda Hristiyan aleminin de sempati duyduğu; saygı ve sevgi beslediği bir isim. Kendisi, yazdığı mektuplarda; İbrahim'in soyundan gelen; Bünyamin ailesi ve topluluğuna mensup ve eski Mersinli/Tarsuslu bir Yahudi olduğunu söylüyor. Günümüzde Ortadoğu'yu kana bulayan Yahudi İsrail devletinin ve Batı'daki destekçisi olan Hristiyan ve Yahudi diğer devlet, grup, cemaat ve yapıların, döktükleri kanı bir hak ve meşru kılmak için dini öğretileri bir motivasyon aracı olarak kullandıklarını kendi ağızlarından da duyuyoruz. İş bu halde; günümüz Hristiyanlığının kurucusu, Pavlus ve Yahudi paygamberlerden biri olan, Yeşeya ne diyor ? Bir de bunlara kulak verelim. "Biz Yahudiler, diğer uluslardan üstün müyüz ? Elbette değiliz." (Yeni Ahit/Romalılara Mektup/3/9) "Yoks...

''Dindar Nesil Yetiştirme Projesi''

Resim
"Din" dediğiniz mefhum, kurum, kavram veya olgu; dokusu, havası, yapısı ve niteliği gereği metafiziksel bir hüviyeti haizdir. Yani, doğaüstüdür... Örneğin, nübüvvet/risalet olgusu... Yani; vahiy, vehbî/gaybî bilgi... Veyahut, Tanrı kavramı... Tanrı'nın bizzat kendisi... Bunlar, nesnel/cismî/maddî nitelikler taşıyan varlık ve bilgi türleri değildir. Örneğin; "Deniz seviyesinde su, 110 derecede kaynar..." Yargısına itiraz edebilirsiniz. Ve: "Hayır efendim, 110 değil, 100 derecede kaynar..." Diyebilirsiniz. Bu haklı itirazınızda sizi destekleyen unsurlar neler ? İtirazınızda dile getirmiş olduğunuz bilginin, ampirik/görgülcü/deneyimci/bilimsel/apodeiktik çalışmalarla; deney ve gözlemle daha önce test edilmiş olması... Fakat aynı şekilde; vehbî bilgiye/vahye veya Tanrı'ya maddî/cismî/fenomenâl bir hüviyet kazandıramazsınız... Neden...? Çünkü üzerinde düşündüğünüz bu gibi varlık ve bilgi türleri, test edilebilir ve herkesçe duyumsanabilir nesnel "ş...

İsa'nın Mucizevi Doğumu (?)

Resim
Kutsal metinlerde ifade edilen; Hz. Meryem'in, Hz. İsa'yı bir sperm hücresine ihtiyaç duymadan dünyaya getirmesi meselesine bilim ve özelinde tıp ne diyor...? Şeklinde, kendi iç dünyamda yıllar önce sorduğum bir soru vardı, sevgili dostlar... Konuyu araştırması için ekibime hemen talimat verdim. Ekibim genç, dinamik, enerjik, çevik, eleştirel bakabilen, bilimsel ve sistematik düşünme alışkanlığına sahip, farkındalığı ve duygusal zekâsı (EQ) yüksek, aynı zamanda teorik/bilişsel (IQ) istidatları da bulunan ve insânî tüm değerlere/faziletlere/erdemlere sahip olabilmek için sadece ve sadece iç dünyasıyla, hakikatle ve hakikatin bilgisiyle meşgul olan "Âriflerden..." Oluşuyor. Ekibim, diğer birçok grup ve oluşumda gördüğümüz; hatta toplumsal yaşamın neredeyse tamamına sirayet etmiş bir takım düşünce sistemlerinin, inanışların, ritüellerin ve alışkanlıkların taşıyıcıları olan Zâhid ve Âbid gibi insan profillerinden değil... Yalnızca Âriflerden ! Oluştuğunu, ayrıca ifade ...

''Cin'' Kavramına Tarihsel ve Rasyonel Bir Bakış...

Resim
Birçok anlamı bulunan Cin sözcüğünün, antik medeniyetlerin mitik/fantastik inanış ve etkilerinden uzak bir şekilde; ayakları yere basan/akılcıl ve önemli bulduğum anlamı üzerinden analizi... Öncelikle sözcüğün temel anlamını ele alalım: Kelime, ''Cenne'' (gizlemek, örtmek) fiil kökünden gelmekte. Cin dediğimizde de sıfatlaşmış oluyor; gizlenen, örtünen; Arap dil bilimcilerine göre "duyumsanamayan" demek... Kelimenin, üzerinde durmak istediğim anlamı ise, ''tanınmayan, öteki, yabancı, dili ve kimliği bilinmeyen'' şeklindeki anlamıdır. Yani; görünen, fakat, belli bir zamana/âna kadar" tanınmamış, bilinmemiş olan... Kur'an'da da zikredilen ''Cin'' kavramı, geçtiği bazı ayetlerde kimi uzmanlara göre bu anlamda kullanılmaktadır. Bu ayetlerden biri şu şekilde: ''Bir zamanlar cin topluluğundan bir grubu, Kur’an’ı dinlemek üzere sana doğru yönlendirmiştik. Yanına geldiklerinde “Susup dinleyin!” dediler, okuma sona e...