Eski Ahit'deki Tutarsızlıklar
Yaptığımız Yeni Ahit kritiği ve incelemelerinde; bu 27 adet metnin, İsa'nın ölümünden yaklaşık bir 20 ila 30 yıl sonra yazılmaya başlandığını; hatta bu yazım serüveni ve hikayesinin, İnciller özelinde M.S. 100'lü yıllara kadar da gittiğini geçmiş paylaşımlarımızda ifade etmiştik. Bununla birlikte; Yeni Ahit okumaları sırasında gözümüze çarpan bazı mantık hatalarına, çelişki ve tutarsızlıklara da vurgu yapmış, birkaç da örnek vermiştik. Bu çalışmamızı tekrar incelemek isteyenler ilgili paylaşımlarımızı ziyaret edebilirler.
Yeni Ahit metinlerine yönelik yaptığımız kritiği ve eleştirel okumayı, şimdi de Eski Ahit metinleri için tatbik etmekteyiz. Eski Ahit, yani Yahudi kutsal metinlerinin toplam 39 adet kitaptan teşekkül bulduğunu, bu metinlerin ilk 5 tanesine de Tevrat, diğer bir ifadeyle Tora/Torah dendiğini ve Tevrat'ın, Yahudilerce, Musa tarafından kaleme alındığına inanıldığını hatırlattıktan sonra; bu metinlerin de, aynı Yeni Ahit'de de olduğu gibi farklı dönemlerde ve farklı yazarlarca yaklaşık 1000 yıllık bir süre zarfı içerisinde kaleme alındığını da ayrıca belirtmek ve hatırlatmak isteriz.
Eski Ahit'in farklı yazarlarca kaleme alındığını gösteren unsurlardan biri, metinlerdeki dil ve üslup farklılıklarıdır. Örneğin, bazı metinlerde çizilen Tanrı profilinin antropomorfik/cismi/maddi/insani olduğunu görürken; diğer bazı metinlerde ve pasajlarda ise Tanrı'nın (Yahve'nin) metafiziksel ve aşkın bir varlık olduğunu görüyoruz. Bu fenomen ve olgu, haliyle, metinlerin kendi içerisinde tutarsızlık yaşamasına da neden oluyor. Bunlara birkaç örnek verelim:
Musa ile Yahve arasında geçen bir diyalog:
''Musa, 'Lütfen görkemini bana göster' dedi.'' (Mısır'dan Çıkış / 33 / 18)
''Yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.''
(Mısır'dan Çıkış / 33 / 20)
Yüzünün gözükmesinin ölümcül sonuçlar doğuracağını söyleyen Yahve'nin, aynı kitabın 11.babında Musa ile iki arkadaş gibi (!) Yüz yüze konuştuğunu görüyoruz:
''RAB Musa'yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Musa ordugaha dönerdi''
(Mısır'dan Çıkış / 33 / 11)
Çölde Sayım kitabında ise Tanrı, diğer Yahudi peygamberlerle düşte/rüyada konuştuğunu söylerken, Musa ile yüz yüze konuştuğunu söylüyor:
''Eğer aranızda bir peygamber varsa, ben RAB, görümde kendimi ona tanıtır, Onunla düşte konuşurum. Ama kulum Musa öyle değildir. O, bütün evimde sadıktır. Onunla bilmecelerle değil, açıkça, yüz yüze konuşurum. O, RAB'bin suretini görüyor.''
(Çölde Sayım / 12 / 6-8)
Musa'nın Tanrı'ya: ''Lütfen görkemini bana göster'' dedikten sonra, Yahve'nin Musa'ya yüzünü değil de, ''sırtını'' gösterdiğini ise şu pasajdan anlıyoruz:
''Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz. Sonra, (Tanrı) Yakınımda bir yer var dedi, orada, kayanın üzerinde dur. Görkemim oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar elimle örteceğim. Elimi kaldırdığımda, sırtımı göreceksin. Ama yüzüm görülmeyecek.''
(Mısır'dan Çıkış / 33 / 20-23)
Musa'nın ölümünden sonra yazılan bir Tevrat pasajında geçen ifade ise şöyle:
''O günden bu yana, İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı''
(Yasanın Tekrarı / 34 / 10)
#eskiahit, #ahdiatik, #ahdiahit #yahuditarihi, #dinlertarihi, #yeniahit, #ahdicedid, #yahve, #inciller

Yorumlar
Yorum Gönder