Mısırlı Yavrucağın Günahı Neydi ?!


Eski Ahit metinlerine yönelik yaptığımız eleştirel okumalarımızı fırsat buldukça sürdürmeye çalışıyoruz, değerli dostlar... Toplam 39 metinden oluşan bu külliyatın, şuanda 12.metninin kritiğini yapmaktayız. Bu metinlere dair şuana kadar edindiğimiz izlenim ise, bu metinlerin; yarı tarihi (hipotetik; aktarılan tarihi bilgilerin doğruluğu veya yanlışlığı tartışmalı olan...), yer yer mitik/fantastik ve hatta komik/gülünç olarak nitelendirebileceğimiz ifade ve anlatılardan teşekkül bulmuş; yine yer yer sağ duyu, akıl ve mantıktan uzak; türlü türlü tutarsızlığı ve çelişkiyi de bünyesinde barındıran metinler olduğu yönündedir. Buna küçük bir örnek verelim:

İslami kültürde gördüğümüz kısasa kısas şeklindeki cezai müeyyideyi Eski Ahit metinlerinde/Yahudi kültüründe de görüyoruz. Bununla birlikte diyet/kan bedeli (mağdur tarafa ödenen maddi tazminat) olgusunu da aynı şekilde her iki kültürde müşahede etmekteyiz. Yahudi kültüründe fark şudur: İsrail Tanrısı, diyet/kan bedeli alınmasını kesinlikle yasaklıyor. Yani, bir kimse kasıtlı olarak cinayet işlediyse, o kişinin affedilmesi söz konusu olmamakla birlikte, mutlaka kısasa kısas hükmünün uygulanması gerekiyor. (Çölde Sayım / 35 / 31 ve Mısır'dan Çıkış / 21 / 22-25) Buna ek olarak; İsrail Tanrısı'nın, ''suçun şahsiliği'' meselesi üzerinde de büyük bir hassasiyetle durduğunu görüyoruz. Bu ilkeye göre hiçbir kimse, bir başka insanın günahını asla üstlenemez; herkes kendi günahından sorumludur. (Yasa'nın Tekrarı / 24 / 16), (Yeremya / 31 / 30), (2.Krallar / 14 / 6), (Hezekiel / 18 / 5-17) Fakat gel gör ki, Musa'nın Firavun'la olan çekişmesi ve mücadelesi sürecinde; İsrail Tanrısı'nın, kendi koyduğu hükümlere ve şeriata bizzat kendisinin (!) uymadığını görüyoruz. Hikayeyi kısaca hatırlayalım: Firavun'un; Musa ve abisi, Harun'un (Bu iki kardeşin bir de ablaları var, Miryam/Meryem. Yahudi inancında Miryam'ın da bir peygamber olduğunu hatırlatalım.) başını çektiği İsrailoğulları'na yönelik takındığı olumsuz tutum, yaptığı zulüm, eziyet, psikolojik taciz ve baskılar sonucu, İsrail Tanrısı, Firavun'a ''haddini bildirmek için'' Mısır topraklarına onlarca musibet gönderir. Her bir musibet ülkeye çok büyük zararlar verse de, Firavun bir türlü iflah olmaz. Bunun üzerine İsrail Tanrısı artık son kozunu oynar ! Rab, Firavun'un ilk doğan çocuğu (en büyük çocuğu) da dahil olmak üzere, Mısırlıların (yerlilerin) tüm ilk doğanlarını (hanenin ilk veya en büyük çocuğunu) katleder ! ''Gece yarısı RAB, tahtında oturan Firavun'un ilk çocuğundan zindandaki tutsağın ilk çocuğuna kadar Mısır'daki bütün insanların ve hayvanların ilk doğanlarını öldürdü. O gece Firavun'la görevlileri ve bütün Mısırlılar uyandı. Büyük feryat koptu. Çünkü ölüsü olmayan ev yoktu.'' (Mısır'dan Çıkış / 12 / 29-30) Sonuç: "Ne babalar çocuklarının günahından ötürü öldürülecek, ne de çocuklar babalarının... Herkes kendi günahı için öldürülecek.'' (Yasa'nın Tekrarı / 24 / 16) Diyen İsrail Tanrısı'nın, Firavun'un işlediği günahlardan ötürü sadece Firavun'u sorumlu tutmadığını; hatta Firavun'u hiç sorumlu tutmayıp kutsal yasaya aykırı bir şekilde sadece çocuğunu ve tüm Mısırlıları (yerlileri) sorumlu tuttuğunu; dolayısıyla kendi koyduğu kural, emir, yasak ve hükümlere bizzat kendisinin riayet etmediğini (!) yukarıdaki pasajlardan anlamış oluyoruz. İsrail Tanrısı bugün yaşasa, kendisine şunu sormak isterdim: Babasının izinden gitti diye, Firavun'un oğlunu hadi katlettin... Peki, Mısır diyarının falanca kasabasının falanca köyündeki falanca kavmin/soyun falanca ailesinin falanca evladının/yavrusunun/bu garip gurebanın günahı neydi ey Trump efendi...!? Diye sormak isterdim. #yahuditarihi, #eskiahit, #eskiantlaşma, #oldtestament, #ahdiahit, #ahdiatik, #israiloğulları, #dinlertarihi, #tarih, #kültür, #toplum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Marshall-Lerner Koşulu ve J Eğrisi

Rum Suresi'ne Tarihsel Bir Bakış...