Türk Siyaseti ve Mançoloji ?


Türk siyasetinin ve siyasi kültürünün daha zarif, ince, kibar, nazik, eğitimli, entelektüel, esnek, kucaklayıcı, insancıl, saygı/sevgi dolu, farkındalığı/duygusal zekası yüksek, sorumluluk sahibi ve sahip olduğu beşeri sermayesiyle/birikimiyle 7'den 70'e herkese rol model olabilecek figürlerden teşekkül bulabilmesinin önünü açacak, buna zemin oluşturacak; yönetişim kültürümüze/anlayışımıza yeni bir soluk, bilinç, şuur ve bakış kazandıracak katalizörlerden biri, sevgili, Barış Manço'ydu… Barış Manço gibi değerlerimiz, Türk siyasetinin ihyası, sağaltımı, etkinliği ve verimliliği için belki de birer fırsattı...

Kendisinin belediye başkanlığı hayali vardı, aday da olmuştu; ancak seçimlerden önce rahatsızlandı(!) Hem rahatsızlığı hem de bağlı bulunduğu siyasi yapı ve organizasyon tarafından kendisine yapılan çeşitli baskılar ve psikolojik tacizler sebebiyle adaylıktan geri çekildiğini ilan etmek zorunda kaldı. Kendisinin Cumhurbaşkanlığı hayali de vardı. Bu arzusunun temel motivasyon kaynağı ise şu tümcelerinde saklı: ''Cumhurbaşkanlığına giden yollar kapalı. Oraya giden yol ya ''kışladan'' (!) geçiyor, ya da Meclis'den… Beni bu saatten sonra kışlaya ve Meclis'e almayacaklarına göre, bu hayalim ve hedefim sadece 'Türk vatandaşı' olduğum içindir.''

Her Türk vatandaşı, bu makamda oturmayı hak ediyor, diyor aslında. Bu makam; belli kişi, şahıs, grup ve zümrelerin değil, topyekün herkesin/hepimizin, Türk milletinin mülküdür. Ben de bu toprakların bir ferdi olarak, bu makama talibim (!) Demek istiyor. Fakat ne yazık ki, çocukların Barış abisi, her iki hayalini de gerçekleştiremedi. Her daim bozuk, kokuşmuş ve yoz kalabilmeyi başaran (!) yerleşik düzen, ''Barış'a'' müsaade etmedi, desek daha yerinde olur.

Dün basına yansıyan haberlerden biri dikkatimi çekti. Meclis'de bütçe görüşmelerinin yapıldığı sırada vekiller yumruk yumruğa birbirlerine girmişler :) Özellikle kadın vekilleri kimse tutamıyordu. Hanımlar, 70'li yılların ağır sıklet boksörü, Joe Frazier gibi bi sağ(dan) ! bi sol(dan) ! :) erkek vekilleri tek tek yere seriyordu (!)

Latife bir yana, şöyle toparlayalım: İhsan Fazlıoğlu: ''Akademinin seviyesi ne ki, siyasetin seviyesi ne olsun...?'' demişti. Bu sözü şöyle revize etmek de mümkün: ''Meclis'in seviyesi ne ki, toplumun seviyesi ne olsun... ?''

#barışmanço, #siyaset, #türksiyaseti, #siyasikültür, #gündem, #türksiyasikültürü

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Marshall-Lerner Koşulu ve J Eğrisi

Rum Suresi'ne Tarihsel Bir Bakış...

ABBASİLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR, SANAT VE (B)İLİM